| Global Pazarlamaya Geçiş
Süreçleri |
| 20. yüzyıl daha çok bir
üretim dönemiydi. Şirketlerin üzerinde çalıştığı en önemli sorun yeterli
kalitede ürünü müşterileri cezbedecek şekilde üretebilmekti. Ardından tedariğin
talepten daha az sorun yarattığı bir döneme geçildi. Çok sayıda müşterinin az
sayıda tedarikçinin ardından koştuğu dönemlerin yerini, çok sayıda tedarikçinin
az sayıda müşterinin peşinde koştuğu dönemler aldı. Bu noktada, ekonomi ve
sanayide yaşanan global değişimlerin bir kronoloji ye oturtulması konusunda
geniş kabul gören yaklaşımlardan biri Kontradiev’in ekonomik genişleme,
duraklama ve yeniden genişlemeye dayalı 'Uzun Dalga' kuramıdır. Kontradiev’in
Uzun Dalga Kuramı’nda yaşam döngüsünü tamamlamış 4 ana dalga bulunmaktadır ve
günümüzde 5. dalga yaşanmaktadır. Yaşanan 1770 – 1830 yılları arasındaki 'Erken
Mekanizasyon', 1830 – 1880 yılları arasındaki 'Buhar Gücü', 1880 – 1940 yılları
arasındaki 'Elektrik ve Ağır Sanayi' ve 1940 – 1980 yılları arasındaki 'Kitle
Üretimi' dönemleri, 4 ana dönem olarak aktarılmaktadır.
Bugün ise, 5.dalga yaşanmaktadır. Bu dönemde
esnek yapılanma, karma yönetim biçimleri, profesyonel ve demokratik şirket
yönetimi gibi farklı özellikler görülmektedir. '5 Dalga' 80’li yıllarda
teknolojide yaşanan hızlı değişim, bilimsel araştırmalar, uzay teknolojisi,
üretim araçlarının teknolojik gelişmeler doğrultusunda değişime uğraması ile
şekillenmiştir. '5. Dalga'nın geleceği ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde
yatmaktadır.
Global Pazarlamayı
Hızlandıran Başlıca Unsurlar Global pazarlamayı hızlandıran başlıca
faktörler: •Sosyal yaşamda, teknolojide ve ekonomide yaşanan
globalizasyon •Internet ve yeni teknolojiler •Ulusal sınırların bir
varoluş nedeni olmasının ve yaptırımının zayıflaması •Entellektüel
sermaye •Para piyasalarında yaşanan hareketlilik ve entegrasyon olarak
sıralanmaktadır.
Global pazarlama, yeni ekonominin paralelinde
şekillenmiştir. Demirperdenin yıkılmasının ardından başlıca 3 ekonomi geriye
kalmıştı: ABD, AB ve Pasifik kıyısı ülkeleri. Soğuk savaşın sona ermesiyle,
özellikle ABD’de çok uzun süren bir büyüme, düşük enflasyon ve düşük işsizlik
dönemi yaşanmaya başlandı. Bunun sonucunda para piyasalarına güven arttı ve
sermaye birikimi pozitif bir gelişmeden negatif bir duruma döndü. Biriken para
daha fazla getiri için daha yüksek riske razı olarak ABD dışına akmaya başladı.
Ülke dışına çıkan sermaye 1991- 1995 yılları arasında 500 milyar dolardan 1.250
milyar dolara yükseldi. Yabancı yatırımlar ise 10 yılda 26 milyar dolardan 250
milyar dolarlara çıktı.
Bu artış normalde yatırım kredilerini Dünya
Bankası ve IMF gibi kaynaklardan elde eden gelişmekte olan ülkelerin
devletlerini bu özel kaynaklara yöneltti. Bu ülkeler bu doğrultuda kendi
yapılanmalarında bir değişikliğe gittiler ve dünyada uygulanan çeşitli
politikalar tek bir ekonomik politikaya doğru yakınlaşmaya başladı. Bunun doğal
bir sonucu olarak da yabancı sermaye, yatırım yaptığı ülkelerin ekonomi
politikalarını etkilemeye başladı.
Sermaye, para yatıracak yer ararken,
şirketlerin çeşitli sosyal paydaşları için değer yaratıp yaratmadıklarını arar
hale geldi. Değer yaratma, şirketlerin önemli bir meselesi haline geldi; çünkü
değer yaratan şirketlerin pazar payları artmaktaydı ve pazar payı daha büyük
olan şirketler daha kolay kredi bulabilmekteydi.
Değer yaratmak zorunda
olan şirketler daha nitelikli eleman çalıştırmaya başladılar ve aynı işi
dünyanın her yerinde yapabilecek eleman arayışına girdiler.
Yabancı sermaye aynı zamanda daha
doğru yönetilen ve sağlıklı karar gösterebilen şirketler üzerine yoğunlaştığı
için şirketler, hangi ülkede olurlarsa olsunlar, benzer şekilde yönetilmeye
başladılar; yani para piyasalarındaki akışkanlık, şirketlerin iş yapış
biçimlerini de etkiler hale geldi.
Küresel rekabet ve birçok ülkenin bu
pastaya ortak olmak istemesi ülke sınırları ve devletlerin yaptırımlarının
zayıflamasının yolunu açtı. Devletler, ülke sermayesinin rekabeti için döviz
kurları, bilgi akışı ve altyapı gibi alanlardaki kontrollerini azaltmakta hatta
yok etmektedirler.
Teknolojik gelişmeler yalnızca küresel fırsatlardan
herkesin yararlanmasını sağlarken, insanların birçok bilgiye ulaşmasını ve
donanımlarını artırmasını sağladı. Bilgi, serbest kalması, sınırları aşması ve
paylaşılabilmesiyle büyüyor, üzerine eklemeler yapılarak daha farklı yorumlara
ulaşılabiliyordu. Daha farklı yorumlar daha farklı fırsatları gözler önüne
seriyor, bu fırsatları yakalamak da yeni kazançlar sağlıyordu.
1990’lı
yıllarda hızlanan küreselleşme, çokuluslu şirketlerin güçlenmesi, pazarların iç
rekabetin yanısıra dış rekabete açılması, Doğu Avrupa ülkeleri gibi yeni
pazarların serbest pazar ekonomisine geçişleri rekabeti daha şiddetli kılarken
1990'ların sonuna gelindiğinde güç dengesi üretici, dağıtıcı ya da
perakendecilerden müşterilerin eline geçmiştir. Bu nedenle de ekonomik
patlamalar ya da durgunluklar, üretim ve ekonominin diğer sektörleri tarafından
değil tüketicilerin içinde bulundukları ruh hali ve gelirlerinin seviyesi ile
belirleniyor.
Yeni bin yılda pazarlamadaki güç tüketicilerin elindedir.
Çoğu şirketin geleceğini, müşterilerin 'değer vermesi ve geri beslemesi'
belirlemektedir. Müşterilerin çok sayıda seçenekleri vardır paralarını
mükemmelin altında ürün, hizmet ve fiyat için
harcamamaktadırlar.
Bugün, teknolojinin sağladığı olanaklarla
müşteriler kendi ulusal sınırlarının dışından ürün satın alabilmektedirler. Bu
da rekabet düzeyini üzerinde ve her ne kadar alışverişlerin çoğu yerel olarak
yapılsa da, müşteri beklentilerini belirlemede etkili oluyor. Müşteriler dünyada
'türünün en iyisi' perakendecilerin ve tedarikçilerin kapasitelerinin
farkındalar ve yerel pazarlarında da benzer düzeyde ürün ve hizmet elde etmeyi
beklemektedirler. Dünyanın en iyi şirketleri, yerel pazarlardaki rekabetin yanı
sıra tüm dünyadaki rekabeti de yakından incelemektedir.
Kaynaklar: Vlademir Dimitrof, Media Cat
Forum 2004, İsmet Mucuk, Pazarlama İlkeleri, Genişletilmiş 5. Basım, Der
yayınları, İstanbul, 1990, Kaplan Uğurlu, “Pazarların Globalleşmesi”,
Pazarlama Dünyası, Mart Nisan 1996 Jhon Naisbitt, Global Paradoks, Sabah
Yayınları, istanbul, 1995 John Bessant, Managing Advanced Manufacturing
Technology, Blackwell, Manchester, 1991 İlter, İpek, “Yeni Ekonomi
Nedir?”.
|